Hakkımızda
Odalar
Lezzet
Ofis
Toplantı
Eğlence
Servisler
İzmir hakkında
Basında Beyond
Misafir Memnuniyeti
 
e-bülten
Hotel Beyond ile ilgili son haberler, kampanyalar, promosyonlar ve ötesi...
 
 
Tarihi Yerler
 

SAAT KULESİ
İzmir’in en bilinen sembollerinden biridir. Güzelliği ve narinliği ile Konak Meydanı'nı süslemektedir. 1901 yılında 2. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılı için Sadrazam Küçük Sait Paşa tarafından yaptırıldı. 25m yüksekliğindeki kulenin saati, Alman İmparatoru 2. Wilhelm'in armağanıdır. Dört köşesinde çeşmeleri bulunan Saat Kulesi'nin yazıtı yoktur. Hükümet Sarayı, Belediye binası ve Konak Camii ile birlikte Konak Meydanı'nın kimliğini oluşturur.

ASANSÖR
İzmir’in Güzelyalı semtinde bulunan Tarihi Asansör ve Asansöre çıkan Dario Moreno Sokağı kentin görülmesi gereken mekânlarından biridir. Musevi işadamı Nesim Levi Bayrakoğlu tarafından 1907 yılında inşa ettirilmiştir. Eski İzmir’de Asansör Çıkmazı Sokağı’nın iki yanındaki Sakız Evlerinde oturan Museviler Mithatpaşa'dan Halil Rıfat Paşa Caddesi'ne çıkmak için 155 basamak merdiveni tırmanmak zorunda kalan halka kolaylık olması amacıyla inşa ettirmiştir. Önceleri su ile çalışan asansör 1985 yılında belediye tarafından elektrikle çalışır hale getirilmiştir.

1992 yılında restore ettirilen tarihi asansör halen İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bir eğlence, kültür ve dinlence mekânı olarak çalıştırılmaktadır ve kentin önemli bir turistik durağıdır. Asansör'ün girişindeki Dario Moreno Sokağı’nın iki yanındaki sakız evleri de bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır.

EFES
İzmir İli Selçuk İlçesi sınırları içindeki antik Efes kenti'nin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Dönem olarak adlandırılan Cilalı Taş Devri'ne kadar inmektedir.

EFEST'TEKİ ANTİK YERLER:

• ST. JEAN BAZİLİKASI: Bizans İmparatoru Justinyen'in MS.6.YY.’da St. Jean adına yaptırdığı bazilika, Ayasuluk Tepesi'nde yer almaktadır. 40x110 metre boyutlarındadır. Batıdan girilen yapının planı bir Haç’ı andırır.

• ARTEMİS TAPINAĞI: Dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen Efes Artemis Tapınağı’nın bugün sadece temel kalıntıları bulunmaktadır.

Selçuk'tan Kuşadası Yolu'na girişte sağda bu görkemli tapınağın kalıntıları ile karşılaşılır. Bakir Doğa Tanrıçası Artemis inancının köken itibari ile bir Anadolu inanışı olduğu ve kaynağının Hititlerin ana tanrıçası Kibele'ye dayandığı bilinmektedir. Efes’te bu iki ana tanrıça bolluk ve bereket timsali olarak anılmakta ve İlyada Destanları’nda da doğum yeri olarak eski Yunancada bıldırcın anlamına gelen " Ortyge " olduğu bildirilmektedir. Ortyge'nin bugün Efes'te kurulduğu yer olan Bülbül Dağı olduğu kaynaklarda yer almaktadır. Artemis Tapınağı 127 sütunlu olup cephedeki 36 sütunu kabartmalıdır. Tapınağın 125 metre uzunluğu, 60 metre genişliği ve 25 metre yüksekliği olabileceği düşünülmektedir. Tapınağın en eski kalıntılarının MÖ.6 YY'a kadar tarihlendiği, tapınağın ikinci kez yapılışında ölçülerin 105 metre uzunluk, 55 metre genişlik, 25 metre yükseklik ile 600 metrekarelik bir alana yayıldığı bilinmektedir.

En son olarak MS.263 yılında Got'lar tarafından saldırıya uğrayan tapınak yıkılmış ve yağma edilmiştir. 1869 yılında İngiliz Wood tarafından bulunan Artemis Tapınağı’nda 1904'de yine İngiliz olan Hogart kazılarını sürdürmüştür. Bugün Ören yerindeki kazılar Avustralyalılar tarafından yapılmaktadır.

• YEDI UYURLAR: Yedi Uyurlar tarihi çağlarda yaşamış, Yamliha, Mekselina, Meslina, Mernus, Debernus, Saznus ve çoban Kefestatyus isimli yedi gencin başından geçen mucizevî bir olaydır. Bu olay kutsal kitaplarda ve tarihi kaynaklarda da yer almış, çeşitli el yazmalarına da konu olmuştur. Yedi Uyurlar mucizesi Kuran’ın 110 ayetten meydana gelen Kehf Suresinde (18.sure) 8 ile 25. ayetleri arasında anlatılmıştır.

BERGAMA ANTİK KENT
Bergama antik kenti, kent planlaması açısından döneminin en iyi örneklerinden biridir. Ayrıca sanat, bilim ve tıp alanına katkıları da önemlidir. Bergama Krallığı döneminde başkent olarak yıldızı parlayan kent; Roma İmparatorluk döneminde de bu önemini sürdürmüş, Asia eyaleti başkenti olmuştur. Bergama’nın ilk yerleşim alanı, 300 m. yüksekliğinde dik bir tepe üzerinde kurulan akropoldür. Tepenin üstünde Bergama kral sarayları, 5 adet sarnıç ve askeri mühimmat depoları (Arsenal) yer almaktadır. Binaların alt bölgesinde Athena Tapınağı kitaplık ve Traian Tapınağı; bunların altındaki terasta Zeus Sunağı ve tiyatro; en alt kesiminde ise gymnasium ve Demeter Tapınağı bulunmaktadır. Akropolde yer alan dini, resmi, sosyal ve ticari amaçlı binalar, çeşitli dönemlerde inşa edildikler halde, kentin yerleşim planında görülen uyum bozulmamıştır.

MERYEM ANA
Hıristiyanlığın kutsal anası Meryem Ana’nın Evi, Bülbül Dağı üzerinde bulunmaktadır. 1891 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Hıristiyanlar tarafından "Panaya Kapulu" olarak da adlandırılan kutsal yerin MS. 4. YY'da inşa edildiği tahmin edilmektedir. Meryem Ana’nın Mezarı da Panayır Dağı’nın kuzeydoğu eteğindedir. Yıllar boyu her 15 Ağustos’ta Meryem Ana Evi'nin bulunduğu Panaya Kapulu'da dinsel törenler düzenlenmiştir. 1957 yılında Papalık da burasının Meryem Ana’nın Evi olduğunu onaylamış ve Hıristiyanlık için "Hac Yeri" ilan etmiştir.
Hz. İsa, çarmıha gerilisinden kısa bir süre önce annesini, arkadaşı ve havarisi olan St. Jean'a teslim etmiştir. St. Jean da, Hz. İsa’nın çarmıha gerilisinden sonra Meryem Ana’nın Kudüs'te kalışını sakıncalı bularak, onu yanına alıp kaçırmış ve Bülbül Dağı’na getirmiştir. Kutsal bakire, ST. Jean tarafından gizlendiği Bülbül Dağı’nda 101 yaşına kadar yaşamını sürdürmüştür. Hıristiyanlığın kabulünden sonra Bülbül Dağı’nda 'Haç' seklinde bir kilise inşa edilmiştir. St. Jean Efes'te yaşamış ve söylentiye göre İncil’i burada yazmış ve burada ölmüştür.

ETNOGRAFYA MÜZESİ
Bina, 19. yüzyılda Neoklasik tarzda, meyilli bir teras üzerine inşa edilmiştir. 1831 yılında ilkin hastane olarak (St. Roch Hastanesi) kullanıldığı; 1845 yılında Fransızlar tarafından onarılarak fakir Hıristiyan aileleri için bir bakımevine dönüştürüldüğü bilinmektedir. Aynı bina daha sonra hıfzısıhha müessesesi ve sağlık müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmıştır. 2 Aralık 1984 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na etnografya müzesi olarak düzenlenmek üzere devredilmiştir.
Müzedeki sergilerde 19. Yüzyıl misafir odası, el islemeleri, hamam takımları, İzmir İli’nin ilk Türk eczanesi (İttihat Eczanesi), halk oyunları, efe ve efe giysileri, para keseleri, sedef kakmalı eşyalar, cam ve el islemeleri, 19. yüzyıl gelin odası, gelinliklerin vitrini, oturma odası, sünnet odası ve mutfak malzemeleri, Ege Bölgesi gelin başları, kadın süs eşyaları, Osmanlı Devri sikkeleri, el yazması kitaplar ve yazı takımları teshir edilmiştir.

Arkeoloji Müzesi (Varyant, Konak)
Arkeoloji Müzesi, 1927 yılında, Prehistorik Bizans Dönemi'ne kadar olan buluntuları sergilemek amacıyla kurulmuştur. Sergilenen diğer eserler arasında mozaikler, çok değerli çanak çömlek ve heykelcik koleksiyonları bulunmaktadır. Mimari parça ve heykel sergisi müze bahçesinde de devam etmektedir. Müze girişini modernize etmek ve sergi alanlarını büyütmek amacıyla önemli çalışmalar başlamıştır.

Tarih ve Sanat Müzesi (Kültür Park, Montrö kapısı)
2004 yılında açılmış olan Tarih ve Sanat Müzesi'nde Bayraklı'daki Arkaik dönem Smyrna'sından ve diğer Batı Anadolu ören yerlerinden (Milet, Efes, Klaros vb.) gelen eserler sergilenmektedir. Helenistik ve Roma Dönemi'ne ait önemli eserler, seramikler ve tas eserleri olmak üzere iki ayrı binada yer almaktadır. Kıymetli eserler bölümünün bulunduğu üçüncü binada zengin sikke ve bronz obje koleksiyonları görülebilir.

PASAPORT İSKELESİ
1867'de başlayan İzmir Liman inşaatının bir bölümünü oluşturan Pasaport rıhtımı, 1876'da Fransız Guiffray şirketi tarafından ve İngiliz mühendislerin projelerine göre bitirilmişti. 1884'de kurulan İzmir Körfezi Osmanlı vapurları Hamidiyye Anonim Şirketi, Karşıyaka, Alaybey, Osmanzade, Turan, Bayraklı, Pasaport, Konak, Karataş, Salhane ve Göztepe vapur iskeleleri arasında sekiz gemilik filo ile hizmet veriyordu. Günümüzdeki Pasaport İskelesi ise örneklerine Cumhuriyet'in ilk yıllarında rastladığımız, Osmanlı ve Selçuk mimarlığından esinlenen 1. Milli Mimari stilindedir.

KIZLARAĞASI HANI
Hisarönü’ne giden yol üzerindeki Kızlarağası Hanı, kapısının üzerinde bulunan kitabeye göre 1157 (1741) yılında I.Mahmut’un Kızlar Ağası Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılmıştır.1778 depreminde tahribata uğrayan han, 1779 yılında tekrar onarılmıştır.
Kızlarağası Hanı İzmir’deki eski kâgir hanlara uygun olarak, açık bir avlu etrafında hem avluya hem de sokağa bakan dükkânları bulunan iki katli ve dört kapılı bir binadır. Avlusunda bulunan mescit bugün alt katıi kahve üst katı halı ve kilim satışı yapılan bir mağaza olarak kullanılmaktadır.1989 yılında restore edilmek için kullanım dışı bırakılmış, bugün restore edilmiş haliyle hizmet vermektedir.