Eski İzmir şehrinde ele geçen belgelere göre kent, antik adıyla Smyrna, M.Ö. 3000 yıllarının ilk yarısında, Lelegler ve Kallar tarafından Bayraklı yakınlarındaki Tepekule 'de kurulmuştur. İzmir’in kurucusunun Erektid kralı Tantalos olduğuna dair çeşitli bilgiler vardır. Erektid krallarından birinin, Amazon prensesiyle evlenerek, kente eşinin adını verdiği anlatılır.
M.Ö. 2000 yıllarının sonuna doğru Aiol'lerin hâkimiyeti altında kalan İzmir, M.Ö. 11. Yüzyıl’da İon'ların eline geçmiş ve 12 İon şehrinden birisi olmuştur. Ilyada ve Odyssea'nın yazarı ünlü şair Homeros 'un bu devirde yaşadığı söylenir. Homeros çocukluğunda Meles Çayı’nın kristal berraklığındaki sularında yüzmüştür.
M.Ö. 7. Yüzyıl sonunda Lidya kralı Alyattes'in İzmir’i işgal ve yağma etmesi ile İon devri sona ermiştir. M.Ö. 4. Yüzyılda da Büyük İskender’in Pers Savaşları sırasında İzmir halkının kendisine yaptığı yardıma karşılık, kumandanlarından Lysimachos ile Antigon'a İzmir şehrini ormanlık Kadifekale (Pagus) eteklerine yeniden kurmaları konusunda emir vermiştir. İskender’in ölümünden sonra şehir, Bergama krallığının hâkimiyetine girmiş, M.Ö. 27’den M.S. 324’e kadar da İzmir, Romalıların yönetiminde kalmıştır. Bugün Namazgâh semtinde kalıntıları görülen Agora bu devirden kalmadır.
M.S. 4. Yüzyıl’da İzmir, Bizans yönetimine girdi. İzmir, Hıristiyanlığın yayılma yıllarında dini savaşlara sahne olmuş ve 7 Apocalypse kilisesinden biri de burada kurulmuştur. Sırası ile 6. Yüzyıl’da Arapların, 11. Yüzyıl’da da Selçuklu Türklerinin ve daha sonra tekrar Bizanslıların eline geçmiştir. 1320’de Türk Selçuk beylerinden Aydınoğlu Gazi Umur Bey, şehri tekrar almış ve 1415'te Padişah Çelebi Sultan Mehmet I tarafından nihai olarak Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.
Birinci Dünya Savaşından sonra 1919 yılında düşman orduları tarafından işgal edilmiş, 9 Eylül 1922’deyse Gazi Mustafa Kemal'in Başkumandanlığı altındaki Türk ordusu tarafından kurtarılmıştır.
Cumhuriyet döneminde Türkiye'nin üç büyük kentinden biri olarak özel bir yer edinen İzmir, iş olanakları ve istihdam gücüyle olduğu kadar; eğitim ve kültür-sanat konularındaki gelişmişliğiyle de benzersizdir. |